Hızlı Teslimat Şirketlerinin Kurye Havuzu Dolunca, Genç Girişimcilik Kaldırıldı Kuryelere Geçmişe Dönük Borç Çıkarıldı
Genç girişimcilere tanınan Bağ-Kur teşviki kaldırıldı. Yetmedi. Geçmişte bu haktan yararlanan motorlu kuryelere şimdi geriye dönük borç çıkarılıyor. Anayasa açık, hukuk net ama hiç bir yasa ya da hukuk patronların kar hırsının önüne geçemiyor.
Hızlı teslimat şirketlerinin kurye havuzları dolunca yani kurye eksikleri tamamlanınca ve yedek kurye ordusu oluşunca, 1 yıl süreyle 29 yaşından küçük genç kuryelere sağlanan vergi vermeme uygulaması kaldırıldı.
Bir ülkede hukuk en çok kimin içindir güçlü olanın mı, sesi çıkanın mı? Yoksa yağmurun altında trafikte her gün canını ortaya koyarak çalışan zayıfın mı? Eğer hukuk yalnızca masa başında yazılan metinlerden ibaretse eğer sokakta çalışan genç motorlu kuryeye uğramıyorsa orada hukuk devleti yoktur, keyfilik vardır. Bugün yaşanan tam olarak budur. Genç girişimcilere tanınan Bağ-Kur prim teşviki devletin kendi eliyle oluşturduğu, duyurduğu, “yararlanın” dediği resmî bir uygulamaydı. Genç motorlu kuryeler bu teşvike güvenerek şirket kurdu, vergi mükellefi oldu, kendi nam ve hesabına çalıştı. Kimse kaçak çalışmadı. Kimse kural dışına çıkmadı.
Devlet ne dediyse ona uyuldu, şimdi ise dönüp deniliyor ki: “Borçlusun”. Bu kabul edilemez! 01.01.2026 itibarıyla teşvik kaldırılmış olabilir. Bu bir tercihtir, tartışılır ama geçmişte yararlananlara bugün borç çıkarmak hukukla açıklanamaz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi devleti “hukuk devleti” olarak tanımlar. Hukuk devleti demek, vatandaşın hukuka güvenmesi demektir. Hukuki güvenlik, kazanılmış hakların korunması demektir. Bu laf olsun diye söylenen bir ilke değildir. Danıştay kararlarında vardır, anayasa mahkemesi içtihatlarında vardır. Vatandaş yürürlükteki kanuna güvenerek işlem yapmışsa sonradan çıkan düzenlemeyle cezalandırılamaz, geriye dönük borçlandırılamaz, kusuru yokken suçlu ilan edilemez. Bu bir yorum değil, yerleşik anayasal ilkedir. Bugün genç motorlu kuryelere yapılan ise bu ilkenin açık ihlalidir eğer bir uygulama yanlışsa, bu yanlışı yapan genç motorlu kuryeler değildir. Bu yanlışı yapan sistemi kuran idaredir. Devlet kendi yorumunu değiştirip bedelini vatandaşa ödetemez. Bu hukuki değil, siyasidir. Üstelik bu borçlar kime çıkarılıyor? Asgari kazançla çalışanlara, sigortası zaten tartışmalı olanlara, her gün trafikte ölüm riskiyle çalışan genç motorlu kuryelere, yani en kırılgan kesime. Buna “sosyal devlet” mi denir? Bu sadece para meselesi değildir, emeğe verilen değerin göstergesidir. Devlet vatandaşına şunu mu söylüyor “Bana güvenme, Bugün verdiğimi yarın geri alırım.” Eğer öyleyse kim girişimci olacak, kim risk alacak, kim bu sisteme inanacak?
TALEPLERİMİZ NETTİR
– Genç girişimci Bağ-Kur teşvikinden geçmişte yararlanan genç motorlu kuryelere çıkarılan tüm borçlar derhal silinmelidir.
– Teşvik kaldırılmamalı eğer illaki kaldırılacaksa yalnızca ileriye dönük uygulanmalıdır.
– SGK ve ilgili kurumlar hukuka aykırı işlemlerine son vermelidir.
– Genç motorlu kuryelerin sosyal güvenliği cezayla değil, korumayla sağlanmalıdır.
Aksi halde bu mesele Bağ-Kur meselesi olmaktan çıkar. Bu doğrudan hukuk devleti meselesine dönüşür ve unutulmasın hukuk en çok sesini duyuramayanlar içindir. Motorlu kuryeler bugün konuşuyorsa bu bir ayrıcalık isteği değil, adalet çağrısıdır. Motorlu kuryeler susarsa, yarın herkes susar. Bu mücadele yalnızca motorlu kuryelerin değil, emeğiyle yaşayan herkesin mücadelesidir.
Motorlu Kuryeler Yalnız Değildir.
Hukuksuzluğa Karşı Birlikteyiz.
Bir Cevap Yazın
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir
.png)

tw71ab